30 Ocak 2026 Cuma

Berât Kandili


2 Şubat 2026 Pazartesi gününü Salı’ya bağlayan akşam,
 Berât Kandilini idrak etmiş olacağız. 

Berat kelimesi Berâet’in kısaltılmışı olup, borçtan, isnad edilen suçtan kurtulmak manâsına gelmektedir.

Berât gecesi fazîleti pek büyük bir gecedir. Bunun en başta gelen sebebi, Kur’ân-ı Kerîm’in indirilişinin birinci safhası olan Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına indirilmesinin bu gecede tahakkuk etmiş olmasıdır.

Âyet-i Kerîmesinde Cenâb-ı Hakk: “Hâ-mîm. (Helâl ile harâmı vesâir hükümleri) açıkca bildiren (bu) kitâba yemîn ederim ki, hakîkat, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Gerçek biz (onunla kâfirlerin uğrayacakları azâbı) haber vericileriz. (O, bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizden sâdır olan bir emirle, o zaman ayrılır.”[1] buyurmuştur.

Bu geceye mahsus birtakım hasletler vardır.

Birincisi: Levh-i Mahfuz’da mevcut ilâhî takdirler arasından o sene içinde meydana gelecek hâdiselerin listesinin yazılmasına, nüshalar haline getirilmesine bu geceden itibâren başlanır ve Kadir Gecesinde tamamlanır.

İkincisi: Bu gece yapılan ibâdetin faziletinin çok büyük olmasıdır. Hz. Âişe vâlidemiz’in naklettiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Şaban-ı Şerif’in on beşinci gecesinde Aişe validemizden ibadet için izin isteyerek namaza durmuş, birinci rekâtta kıraati hafif tutup secdeye varmış ve gecenin yarısına kadar secdede kalmışlar, ikinci rekâtta da kısa bir kıraatten sonra fecir vaktine kadar secdeyi uzatmışlardır.

Hz. Aişe validemiz diyor ki: “Ben Rasulüllah’a bakıyordum; secdesi bu kadar uzayınca ruhunu teslim ettiğini zannederek kendisine yaklaştım. Bir ara ayaklarına dokunmuşum ki Allah’ın Rasulü kımıldadı. Secdede şöyle dua ettiğini duydum:  

“Ey Allahım! Azâbından affına sığınıyorum, gadabından sana ilticâ ediyorum, Senden Sana sığınıyorum. Hiçbir övgüyü senin nefsine karşı olan övgüne denk saymıyorum.” Sabah olunca durumu ve duyduklarımı kendisine haber verdim. Bana: “Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret. Bunları bana Cebrâil (a.s) öğretti” buyurdu.[2]

Üçüncüsü: Bu gecede duaların kabul edilmesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

“Şa’bânın yarı (onbeşinci) gecesi olduğu vakit, gecesinde (ibâdet için) kalkınız. Gündüzünde oruç tutunuz. Zirâ Allâh-ü Teâlâ güneşin batışı ile (beraber) dünyâ semâsına rahmetiyle tecelli eder de (şöyle) buyurur: Bir mağfiret dileyen yok mu onu bağışlayayım! bir rızık isteyecek yok mu ona rızık vereyim! bir dertli yok mu (istesin de) âfiyet vereyim! Bu (dâvet) tanyeri ağarıncaya kadar devam eder.”[3]

Dördüncüsü: Rahmet kapılarının açılıp ilahi affın tecelli etmesidir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Cebrail aleyhisselam Şaban’ın on beşinci gecesinde bana geldi ve; ‘Ya Muhammed, başını semaya kaldır!’ dedi. ‘Bu gece hangi gecedir?’ dedim. Cebrail (a.s.): ‘Bu gece Allah-ü Teala üçyüz rahmet kapısını açar, şirk koşmayan herkesi affeder. Ancak sihir yapan, kahinlik yapan, şarap düşkünü olan, faiz ve zinada ısrar edenler bundan müstesna. Bunlar günahlarından tevbe edinceye kadar affolunmazlar.’ dedi”[4]

Beşincisi: Bu gece Peygamberimize ümmetinin tamamına şefaat salahiyeti verilmiştir.

Böyle bir geceyi ihya edebilenlere ne mutlu!

 

[1]  Duhan Suresi, 1-4

[2] Gunyet’üt-Talibin, c.1, s.346

[3] İbn-i Mace, c. 1, 1388

[4] Gunyet’üt-Talibin, c.1, s.347

27 Ocak 2026 Salı

ÖLÜM KÖPRÜSÜ


Allah-ü Zülcelal Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyurur: “Her nefis ölümü tadacaktır.”[1]

Ölüm, hiçbir canlının kaçamayacağı bir hakikattir. Gençlik, makam, servet, güç ve kuvvet gibi değerler ölüme engel değildir. Ölüm bir yok oluş değil; dünya hayatı denilen rüyadan Ahiret hakikatine bir uyanıştır. Mühim olan, ölümün ne zaman ve nasıl geleceği değil, ona hazırlıklı olup olmadığımızdır.

Ölümü düşünmek insanı karamsarlığa sürüklemek için değil; hayatı daha şuurlu, daha ahlaklı ve daha huzurlu yaşamak içindir. Ölümü hatırlayan insan, vaktinin kıymetini bilir, hayatını daha manalı, daha düzgün yaşamaya gayret eder. Ölümden sonrasının Allah’a kavuşmak olduğunun farkında olarak dünyanın fani zevkleri uğruna baki olan ahiret hayatını harap etmez.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bir Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın.”[2] Bu hatırlayış bizleri kötülüklerden alıkoyar ve hayırlara sevk eder.

Ölüme hazırlanmak; en başta namaz gibi farz ibadetleri hayatın merkezine koymakla, helal ve harama dikkat etmekle, kul hakkından sakınmakla, anne-babaya iyilik etmekle, doğru dürüst ve merhametli olmakla, hülasa İslam’ı yaşamakla mümkündür. Unutmayalım ki mallar, makamlar, şöhretler ve ünvanlar bu dünyada kalır; fakat ameller kabirde ve mahşerde kişiye arkadaş olur.

Hayat ne kadar tabii ise ölüm de o kadar tabiidir ve irademiz dışında tahakkuk edecek bir hakikattir. Ahirete hazırlıklı olan kimse için ölüm, korkulması gereken bir yok olmak değil, içinde cennetin bulunduğu sonsuz alemin kapısından girmek ve lütfunu ümid ettiği Mevla’sına kavuşmaktır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır: “Kim Allah’a kavuşmayı severse Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.”[3]

Allah’a kavuşmak için ölüm köprüsünden geçmek gerekir. Hassan bin Esved (r.a.): “Ölüm, dostu dosta kavuşturan bir köprüdür.” demiştir. O çok sevdiğimiz Mevla’mıza kavuşabilmek ancak imanla bu dünyadan gitmeye bağlıdır. İmanla gidebilmek için de Allah’ın rızasına uygun bir hayatı devam ettirmeliyiz. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir başka Hadis-i Şeriflerinde: “Yaşadığınız gibi ölürsünüz, öldüğünüz gibi diriltilirsiniz.”[4] buyurmuşlardır.

Bu noktada da Rabbimizin fermanına kulak verelim: “Ey iman edenler! Allah’tan O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.”[5]

[1] Al-i İmran, 185

[2] Tirmizi, 2307

[3] Buhari, 6169

[4] Ruhu’l-Beyan, Al-i İmran 199. Ayetin tefsiri

[5] Al-i İmran, 102

***

Azrail (A.S.)’ın İki Yüzü

Ölümün Ön Habercileri

IŞIĞI ÖNÜNE AL…

MÜMİN ÖLÜMÜN ACISINI NEDEN HİSSETMEZ?

Şişmanlığın İlâcı

Ey ÖLÜM!

BİR ÖLÜNÜN SON ANLARI

ÖLÜNÜN ARKASINDAN AĞLAMAK NASIL OLMALI?

SADAKA ÖMRÜ UZATIR, BELAYI DEFEDER

Ölüm

Azraille Arkadaş

Ölümü nasıl geciktirildi?

Sessiz çığlık: ÖLÜM

Teslimiyet Nasıl Olmalı?